GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN’NIN BASIN AÇIKLAMASI  
31.05.2017
3471
Yazı Boyutu: A- A+

GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN’NIN BASIN AÇIKLAMASI (31 MAYIS 2017)

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Toplantısı sonrasında yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:

Değerli basın mensubu arkadaşlarım, Merkez Yönetim Kurulumuz olağan toplantısını bu hafta da tamamladı.

Öncelikle acı bir haber aldık. Afganistan’da Kabil’de bir terör saldırısı haberi geldi. Çok sayıda hayatını kaybeden ve yaralı kişiler var. Bu acı haber nedeniyle bir kere daha öncelikle terörü lanetliyoruz, teröre karşı bir kere daha birlikte olma gerekliliğini acı ve yakıcı bir şekilde görüyoruz, anlıyoruz. Terör bir insanlık suçudur, saldırıyı yapanları, saldırıya destek verenleri ve teröre şu veya bu şekilde her biçimde destek verenleri kınıyoruz. Bu çerçevede ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum. Ölenlerin yakınlarına başsağlığı diliyorum. Ayrıca konsolosluğumuz, Kabil’deki büyükelçiliğimizde de hasar olduğu haberi geldi, açıklandı. Büyükelçilik çalışanlarımıza da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

GEZİ DİRENİŞİ ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ MÜCADELESİNİN SON YILLARDA VERİLMİŞ EN GÜZEL ŞEKLİ VE BİÇİMİDİR

Değerli arkadaşlar, bugün 31 Mayıs Gezi direnişinin 4. Yıldönümü. Gezi direnişi sözünü özellikle ısrarla ve altını çizerek vurguluyorum. Çünkü Gezi’yi itibarsızlaştırma ve Gezi üzerinden darbe tarif etme niyetlerinin özellikle olağanüstü hal koşulları altında son dönemlerde revaçta olmaya başladığını hissetmeye başladık. Gezi direnişi gencecik evlatlarımızın yaşam tarzına müdahaleye karşı en yüksek derecede çığlığıdır. Gezi direnişi yaşam tarzını savunma kararlılığı ve inancının en güzel örneğidir. Gezi direnişi özgürlük ve demokrasi mücadelesinin son yıllarda verilmiş en güzel şekli ve biçimidir. Gezi direnişinden sadece direnişi yapanlar değil, toplum değil, iktidarlarında özellikle ders alması gerekir. Zorbalıkla, baskıyla ve zulümle toplumları uzun süre baskı altına alamazsınız. Gezi direnişinin en önemli mesajlarından birisi budur.

GEZİ GENÇLİĞİ DE, 15 TEMMUZ GENÇLİĞİ DE BİZİMDİR

Gezi direnişinin 4. Yıldönümünde ilginçtir Ak Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan Ensar Vakfında yaptığı konuşmada tam da bu noktada yaşam tarzı farklılıkları üzerinden gençleri kamplaştırmanın bir yeni adımını atmıştır. Sayın Erdoğan’ın ayrıştırma dili artarak devam etmektedir. Sayın Erdoğan’ın kamplaştırma dili artarak devam etmektedir. Sayın Erdoğan’ın çatıştırma ve kamplaşma politikası artarak devam etmektedir. Bu konuşmada özellikle Gezi gençliğiyle 15 Temmuz darbe girişimine karşı mücadele eden gençlerimiz karşı karşıya getirilmek istenmiştir. Gezi gençliğiyle 15 Temmuz gençliği arasında bir çatışma ve kavga teşvik edilmiş, tahrik edilmiştir. Bu konuşmayla 15 Temmuz’da sokaklara çıkanlar Gezi gençliği değil, 15 Temmuz gençleridir diyerek gençler bizzat devletin en tepesindeki kişinin ağzından iki karşıt kampa bölünmek istenmiştir.

Oysa Gezi gençliği de bizimdir, 15 Temmuz gençliği de bizimdir. Gezi gençliği de demokrasiye ve özgürlüklere sahip çıkmıştır, 15 Temmuz gençliği de demokrasiye ve özgürlüklere sahip çıkmıştır. Gezi gençliği de darbelere karşı durmuştur, 15 Temmuz gençliği de darbelere karşı durmuştur.

Aklınızı başınıza alın, ülkenin gençlerini böyle yapay eksenlerde ayırmaya çalışmak yeni bir çatışmanın kapısını açar. Biz gençlerin çatıştığı değil, kucaklaştığı bir ülke istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu konuşma aslında bir ideolojik arka planın ürünüdür. Bu konuşma özünde Anadolu’da binlerce yıldan bu yana Orta Asya’dan gelip Anadolu’da buluşan o büyük kültürün, Anadolu’nun değerlerini yaratan o büyük kültürü yok edip bunun yerine ihvan kültürü oturtmayı ve yerleştirmeyi amaçlayan bir yaklaşımdır. Sayın Erdoğan o konuşmasında sosyal ve kültürel hegemonyamızı henüz sağlayamadık demiştir, bir hedef göstermiştir. Söylediği kültürel ve sosyal hegemonya ihvan anlayışının hegemonyasıdır ve o anlayışın Ortadoğu’yu, dünyayı hangi noktaya getirdiğini görüyoruz. Nasıl bir kan gölüne çevirdiğini görüyoruz. Asıl çözüm Anadolu coğrafyasının binlerce yıllık birikiminden ortaya çıkan Hacı Bektaş-i Veli, Mevlana Celaleddin-i Rumi’yle simgeleşen, ahilik kültürüyle bütünleşen Anadolu’nun o kardeşlik kültürüdür. Bu kültürün yerine, bir ihvan kültürünü yerleştirme çabasının hangi çatışma diline dönüştüğünü ibretle görüyoruz.

DARBE KOMİSYONU RAPORU AK PARTİ’NİN FETÖ’YLE İTTİFAKINI UNUTTURMA VE SAKLAMA TELAŞI İÇERESİNDE HAZIRLANMIŞ

Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz hafta Darbe Komisyonu bir ön rapor açıkladı. Raporla ilgili arkadaşlarımız ayrıntılı değerlendirme yaptılar. Önümüzdeki haftada komisyon üyesi arkadaşlarımız yine ayrıntılı olarak kendi raporlarını, kendi açıklamalarını sizlerle, kamuoyuyla paylaşacaklar. Merkez Yönetim Kurulunda bu çerçevedeki süreci değerlendirdik. Konuyla ilgili tartışma, görüş alışverişi, inceleme, konunun bütün ayrıntılarını ele alma çalışması yaptık. Çalışma devam ediyor. Bu ayrıntıları söylediğim gibi önümüzdeki haftadan itibaren darbe komisyonundaki üye arkadaşlarımız sizlerle paylaşacaklar.

Burada çarpıcı olan bir şey vardır. Darbe Komisyonu ön raporu diye açıklanan rapor aslında darbenin siyasi ayağını örtme, gizleme çabasının çok açık şekilde görüldüğü bir rapordur. Aslında buna rapor demek mümkün değil. Bir gizleme çabasıdır, bir kamuflaj aracı olarak bu ön rapor hazırlanmaya çalışılmıştır. Komisyon Başkanı içeriğinde bir şey olmadığı için bütün rapor boyunca, 643 sayfalık rapor boyunca Adalet ve Kalkınma Partisinin FETÖ’cü terör örgütünü devlette nasıl yerleştirdiğini gizleme telaşı sezilmektedir. Bu rapor AK Partinin FETÖ’yle ittifakını unutturma ve saklama telaşı içeresinde hazırlanmış bir rapordur. Nitekim raporu açıklayan Komisyon Başkanı Sayın Reşat Petek çok iyi bilinmektedir ki, Ergenekon davaları devam ederken bizleri Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerini Ergenekon’un meclisteki uzantıları hoca efendiye çete diyor diye Pennsylvania’ya şikayet etmiştir. O günkü sözleri hala arşivlerde duruyor. Hoca efendiyi savunmak telaşına düşen Reşat Petek bugün bu komisyonun Başkanı olarak AK Parti’nin oradaki katkısını ve etkisini, sorumluluğunu örtme telaşı içerisindedir. Biz Fethullahçı çete dediğimiz zaman hoca efendiye hakaret ettiğimizi düşünüp çete sözünden rahatsız olan Reşat Petek bugün bu rapor içerisinde organize bir şekilde darbenin siyasi ayağını gizleme faaliyeti içerisine girişmiştir, kendi komisyon üyesi arkadaşlarıyla birlikte.

AK PARTİ HÜKÜMETİ FETÖ’YÜ DEVLETE YERLEŞTİRMİŞTİR

Bu konuda söylenebilecek tek bir şey vardır. Rapora baktığınızda şu telaşı seziyorsunuz. Fethullahçı terör örgütü FETÖ, cemaat her neyse önceki bütün hükümetler döneminde varmış, Ak Parti döneminde kucağında bunu bulmuş. Bu algıyı kurgulamaya dönük bir raporla, ön taslakla karşı karşıyayız. Oysa söylenebilecek tek bir şey vardır. Eğer bir sızmadan söz ediliyorsa, FETÖ’nün devlete sızmasından söz ediliyorsa bu sızma Ak Parti iktidarından önceki hükümetler dönemi için söylenebilir. Ama Ak Parti dönemi için sızmadan bahsedilemez, tam tersine AK Parti’nin FETÖ’yü doğrudan doğruya devlete yerleştirmesi söz konusudur. Evet, AK Parti döneminde bir sızma yoktur çünkü yerleştirme vardır, bir ittifak vardır. İttifak halinde devleti yönetme anlayışı ve kararlılığı vardır. İttifak halinde bütün muhalifleri yok etme anlayışı vardır. O yüzden AK Parti hükümetine FETÖ sızdı denemez diyorlar. Doğrudur. Çünkü AK Parti hükümeti FETÖ’yü devlete yerleştirmiştir. Bir sızma değil, yerleştirme söz konusudur.

BAĞIMSIZ YARGIYA DÖNÜK SALDIRILAR DEVAM EDİYOR

Bu çerçevede, yargının bağımsızlığı noktasında kararlı duruş gösteren yargıçlara dönük saldırılar devam ediyor. Geçtiğimiz hafta Hakimler Savcılar Kuruluyla ilgili süreci değerlendirmiştik. Şimdi bağımsız yargıya dönük saldırıların bir başka noktadan devam ettiğini görüyoruz, bu haftanın gündeminden. Yargı örgütlenmesine dönük bir darbe girişimi içerisindedir hükümet. Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ Şanlıurfa’ya sürülmüştür. Bir yargıç yargı bağımsızlığından başka bir şey düşünmediği için sürülmüştür. Bir yargıç iktidara boyun eğmediği için sürülmüştür. Bir yargıç siyasete boyun eğmediği için sürülmüştür. Bir yargıç hakim olduğu için sürülmüştür, kul olmadığı için sürülmüştür, köle olmadığı için sürülmüştür, biat etmediği için sürülmüştür. Ayrıca bu hakim yargıçlar sendikasının başkanıdır. Yargı örgütlenmesinin başındaki kişidir ve özellikle kamu görevleri sendikaları kanununun 18. Maddesinde sendika yöneticilerine tanınan güvenceye rağmen kanuna aykırı bir şekilde sürülmüştür. Sendika başkanları, temsilcileri ve yöneticileri istekleri dışında başka bir yere tayin edilemezler. Şanlıurfa’ya isteği dışında sürgün edilmiştir. Bu önümüzdeki dönemde de bağımsız yargıyı ve yargı örgütlenmesini, örgütlü toplumu yok etmeye dönük iktidar saldırılarının devam edeceğini gösteriyor.

ŞIRNAK VE HAKKARİ İL OLARAK KALSIN, 83 İL OLSUN

Değerli arkadaşlar, gündemimizde Şırnak ve Hakkari’nin il olmaktan çıkarılıp bunun yerine Cizre ve Yüksekova’nın il yapılması gündemdedir. Olay çok açıktır. Biz daha öncede söylemiştik. Şırnak ve Hakkari il olarak kalsın diyoruz. Cizre ve Yüksekova’nın da il olmasını istiyoruz. 81 il değil 83 il olur. Cizre ve Yüksekova’nın il olmasının bedeli diğer iki ilimizi il statüsünden çıkarmak olmamalıdır. Oralar il olarak kalsın ve Cizre ve Yüksekova’da il olarak il haline dönüştürülsün buna destek oluruz ama diğerlerinin il olmaktan çıkarılmasına karşı çıkıyoruz.

KIDEM TAZMİNATI ÇALIŞTAYI

Pazartesi günü emek bürolarımız Litai Otel’de kıdem tazminatı çalıştayı yapacak. Sendikalardan, Sivil Toplum Örgütlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı arkadaşımız önümüzdeki günlerde programla ilgili ayrıntılı açıklama yapacak bu konuda size. Genel Başkanımız Sendika Temsilcileri ve çalışanların katılacağı bir çalıştay olacak. Önümüzdeki Pazartesi günü 5 Haziran 2017 saat 10.00’la 16.30 arasında iş, çalışma dünyasıyla, sendika dünyasıyla bu noktada kıdem tazminatı konusunda iş dünyasının görüşlerinin alınacağı, toparlanacağı bir çalıştay yapacağız. Bunu görüştük.

AB’NİN FASIL AÇMASINI BEKLEMEDEN FASILLARI BİZ AÇALIM

Ayrıca geçtiğimiz hafta AB ilişkileri konusunda AB’yle ilişkilerin yumuşayacağına dönük işaretler olduğu basına yansıdı. Bunları değerlendirdik. Bizim Avrupa’yla ve dünyayla iyi ilişkiler içerisinde olmamız esastır. Bu noktada iyileşmeye yönelecek her türlü süreci memnuniyetle karşılarız. Ancak yapılması gereken bir şey vardır. Hükümetin yapması gereken şey AB’nin fasıl açmasını beklemeyiniz. Şu anda AB’nin fasıl açmasını beklemek değil, bizim fasılları kendimizin açıp o değişiklikleri ve düzenlemeleri biran önce yapmamız gerekir. Çünkü biz bu değişiklikleri Avrupa istiyor diye değil, kendi insanımıza yakışan budur diye düşündüğümüz için yapıyoruz. O halde insanımıza yakışan buysa fasılları bizim herhangi bir pazarlık konusu yapmadan açmamızda yarar vardır. Hükümete bu konuda daha öncede çağrıda bulunmuştur yine çağrıda bulunuyoruz. Derhal fasılları biz açalım, standartlar bellidir. Türkiye’yi o standartlara taşıyalım. Burada Türkiye özellikle demokratik standartlarını yükseltmek zorundadır son dönemde çok tahrip olmuştur demokratik standartlarımız. İlk yapmamız gereken şey de olağanüstü halin kaldırılmasıdır. Derhal olağanüstü hal kaldırılmalıdır.

Mühürsüz seçimin üzerinde yürüyen gayrimeşru düzen devam ediyor ne yazık ki. Mühürsüz seçime ve gayrimeşru yapıya karşı mücadelemizde devam edecek. Avrupa Komisyonu Parlamenterler Meclisi tam da bu iddialar doğrultusunda mühürsüz seçimin gayri meşru durumunu yansıtan tespitlerini açıklamıştır. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin raporunda da Türkiye’deki referandum sürecinde başta Yüksek Seçim Kurulu olmak üzere iktidarın referandumu sakatlayan ve şaibe düşüren uygulamalarını tespit edip uluslararası alanda da bunu açıklamıştır. Bu da o süreçteki itirazlarımızın haklılığını bir kere daha ortaya koymuştur.

Değerli arkadaşlar, haftalık değerlendirmelerimiz bu çerçevede. Sorularınız varsa onları alabilirim.

Soru- Genelkurmay Başkanının meclisteki darbe komisyonuna yazılı cevapları sunuldu. İnceleme şansınız oldu mu? O yanıtları ve soruları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bülent TEZCAN- Evet inceleme şansım oldu, cevaplarını okudum. Birincisi, Genelkurmay Başkanı doğrudan gidip darbe inceleme komisyonunda ifade vermesi gerekirdi. Yani orada dinlenmesi gerekirdi komisyonun dinlemesine. Çünkü tek taraflı sorularla değil, bir diyalog halinde canlı soruları sorup cevabının alınması gerekirdi. Genelkurmay Başkanının neden bundan kaçındığını anlamak istiyoruz, o cevabı bekliyoruz. Niye gidip vermedi? Genelkurmay Başkanını oraya gönderme yetkisine sahip siyasi iradenin Genelkurmay Başkanını komisyona niye göndermediğini de merak ediyoruz. Bu da izaha muhtaçtır.

Açıklamalara gelince; 8 sayfa açıklama, dişe dokunur bir şey yok, ciddi bir şey yok. Böyle bir ciddi olayda verilebilecek en gayriciddi cevaplardır diye düşünüyorum.

Soru- Bülent Bey, 16 Nisan Halkoylamasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı bir dizi siyasi parti temsilcisiyle görüşmeler yapıyor. Demokrat Parti, Saadet Partisi, Vatan Partisi’yle görüştü. Halkların Demokratik Partisi’yle ve MHP’li bazı muhaliflerle de görüşeceğine yönelik basında bazı haberler yer aldı. Bu konuda belirlenmiş bir takvim var mıdır?

Bülent TEZCAN- Bu hafta görüşmeler devam edecek. Henüz kesinleşen randevu olmadığı için onu paylaşmıyorum ama önümüzdeki saatlerde ya da önümüzdeki günlerde sizinle paylaşacak arkadaşlarımız. Ama bu haftada bu çerçevede bir görüşme olacak.

Soru- Darbe Komisyonunun taslak raporuna girdiğimiz zaman orada özellikle işin sulandırıldığına yönelik eleştiriler var. İşte Sözcü Gazetesine düzenlenen bir operasyon sözkonusu, Cumhuriyet Gazetesine yönelik operasyonlar sözkonusu. KESK mensuplarına yönelik operasyonlar sözkonusu. Bu konuda bir ekstra değerlendirmeniz olur mu?

Bülent TEZCAN- Raporla ilgili arkadaşlarımız çok ayrıntılı değerlendirme yapacağı için bütün değerlendirmeleri burada yapmayı uygun bulmuyoruz. Ama şu çok açık, komisyon raporunun ne kadar ciddiyetsiz olduğu raporu açıklarken komisyon başkanının sahte bir belgeye dayanmak zorunda olması, kendini bu zorunluluk altında hissetmesi daha başlangıçtan itibaren bu binanın sahte temeller üzerine kurulmaya çalışıldığını işaret etmiştir, göstermiştir.

Teşekkür ediyorum arkadaşlar. 

CHPnet

SİTELERİ